Folklor
Çocuk oyunları PDF Yazdır e-Posta
Mustafa Önder tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 25 Ağustos 2010 09:02

 

   

·        Anya manya kumpanya(köşe kapmaca)

  • Azlık va(r)
  • Beş taş
  • Bilyecik
  • Birdirbir
  • Çatal matal kaç
  • Çellicik(çelik-çomak)
  • Çizgicik
  • Dokuztaş(tokurcun)
  • Gagicik
  • Gazıkçık
  • Gobacık
  • İlicik
  • İp atlama
  • Kalecik
  • Kibrit oyunu
  • Kutu kutu pense
  • Lopkacık
  • Menekşe
  • Türkmencik
  • Uzuneşek
  • Üçtaş
  • Yakan top 
  • Yumulkacık(körebe)  
  • Yüzük oyunu

 

1) Anya manya kumpanya(köşe kapmaca):

 

Bir halka şeklini alan çocuklar, ellerini avuç içleri yere doğru gelecek şekilde öne doğru uzatırlar ve ellerini heceye uydurarak hep bir ağızdan “an-ya- man-ya- kum-pan-ya”  dedikten sonra eğer ellerin açık tarafı üste gelirse; “açı-ğa gü-ve-nen-ler” der.  Eli kapalı kalan çocuk ebe olur ve onları kovalar. Ebe eriştiği ilk çocuğun sırtına vurur ve ebelikten kurtulur.

 

2) Âzlık vâ(altta kalanın canı çıksın):

 

Çocuklardan biri gözüne kestirdiği diğer birinin üzerine atlar, onu yere yıkar, ardından da “azlık var, azlık var” diye avaz avaz bağırır. Bunu duyan diğer çocuklar da yere yıkılanların üstlerine çullanırlar. Bir süre sonra 5-10 çocuğun üst üste oluşuğu bir “kupun”(grup) oluşur.

Alta kalanlar ki, ilk yere yıkma eylemini başlatanın da yetişin kurtarın diye bağırdığını duyardınız.

 

3) Bilyecik:

 

Önce oyun alanına bir “yalak”(çukur) eşilir. Bilyenin yalağa atılacağı mesafeyi belirlemek için bir çizgi çekilir. Oyuncu çocuklar çizgiyi ihlal etmeden sırayla bilyelerini yalağa doğru atarlar. Bilyesi yalağın en yakınına gelen çocuk oyuna başlama hakkını kazanır. Kendisine en yakın bilyeyi kendi bilyesiyle yalağa sokmak için vurur. Yalağa soktuğu bilyeyi alır. Ve ikinci uzaklıktaki bilyeye sıra gelir. Eğer söz konusu bilyeyi vuramamışsa sıra ikinci çocuğa geçer. Oyun oyuncuların bütün bilyeleri yalağa sokmasına dek sürer. Oyunda çarçop, mum direk, yası gaplan gibi terimler vardır. Çar çop, çer çöp ten türemiş olsa gerek. Çarçop diyen oyuncu, bilyesi ile yalağın önündeki engelleri temizler ve öyle atış yapar. Mum direk diyen oyuncu, sol elini yumruk yaparak atışını diğer eliyle bu yumruk üzerinden yapar. Yası gaplan ise, elini düz olarak yere uzatır ve atışını onun üstünden yapar.

 

4) Birdirbir:

 

Bu oyun genellikle kalabalık olarak erkek çocuklar tarafından oynanır. Oyunun başında bir ebe seçilir. Ebe öne eğilerek ellerini dizlerine dayar. Diğerleri çocuklar sıraya girerler ve koşarak eğilmiş duran ebenin üzerinden ellerini sırtına bastırıp bacaklarını açarak atlarlarken tekerleme söylerler.

Birdirbir…

İkidir iki, tilki siki

Üçtür üç, çıkarması çok güç.

Dörttür dört, kıçını ört, veya; tabakanı ört

Beştir beş, ikimiz kardeş

Altıdır altı, kıçı kalktı, veya; altı, dedemin sakalları yolda kaldı

Yedidir yedi, elim sırtına değdi, veya; yedim yel gibi, sekizim seksek

Dokuzum durak, onum orak, on birim yalı çörek…

Dengesini kaybedip atlayamayan ya da düşen oyuncu “yanmış” sayılır ve ebe olur.

 

5) Çatal matal kaç:

 

Ebe olan oyuncu eğilir diğer oyuncu ise bunun sırtına biner ve  “çatal matal kaç” diyerek parmaklarıyla gösterdiği sayıyı sorar. Ebe olan oyuncu sorulan soruya “çatal matal üç” vb. bir cevap verir. Bilmesi durumunda diğer oyuncu eğilir, bilememesi durumunda oyun devam eder.

 

6) Çellicik:

 

Bu oyunda, bir adet 50-60 cm. lik bir sopayla(çomak), karşılıklı zıt kenarları çentilmiş(yontulmuş) 20-25 cm.lik çellik kullanılır.  Bu oyun genellikle iki veya üç kişi arasında oynanır. Oyuna ilk önce kimin başlayacağını belirlemek için çöp çekilerek seçim yapılır. Seçimi kazanan oyuncu oyuna başlamak için çelliği önceden belirlenen yerin/çizginin üzerine “met kuzum met” diyerek atar ve elindeki sopayı çeliğin ucuna hafifçe vurarak çeliği havaya kaldırır ve havalanan çelliğe tekrar vurur.

Oyunun ilk başladığı yerden çeliğin(küçük sopanın) düştüğü yere kadar birden başlayarak sayar. Oyun 50 rakamında biter. Eğer oyuncu elli rakamına ulaşmamışsa çeliğe düştüğü yerde bir daha vurarak elli sayısını tamamlar. Oyuncu sayarken kırk dokuz elli (“kulik”) girdi diyerek yeni sayıya geçer. Oyun bu şekilde devam eder.

 

7) Çizgicik:

 

Genelde kız çocukların oynadığı bir oyundur. Yere dikey ve yatay şekilde 1 m. boyunda kareler çizilir. Oyuncu elindeki yassı taşı veya kiremit parçasını odanın içine atar ve tek ayaküstünde zıplayarak attığı nesneyi alıp döner. Çizgiye basması durumunda sıra diğer oyuncuya geçer.

 

8) Dokuztaş(dokurcun):

 

Dokuztaş, oyuncuların taşlarıyla üçerli bir sıra oluşturmaya çalıştığı bir oyundur. Bir tahtaya, toprağa veya taşa iç içe üç kare çizilir ve kareler orta yerlerinden çizgiyle birleştirilir. Her karede çizgilerin birleştiği yerlerde taşların konulabileceği sekiz nokta olmak üzere toplam 24 nokta meydana gelir. Oyunun başında oyuncunun biri avuçlarının birinde bir taş saklayarak kura çekilir ve taşı bulan oyuncu oyuna başlar. İki oyuncu sırayla taşlarını tek tek belli noktalara yerleştirir. Burada amaç taşları üçlemektir. Taş üçlemeye “bulüm” denir.  Rakip oyuncu da kendi taşlarıyla bulüm yapmaya çalışırken rakibinin taş üçlemesini (bulüm yapmasını) engellemeye çalışmaktadır. Dokuzar taş yerleştirildikten sonra sırayla hamle yapmaya devam edilir.  Yatay ve dikey bir üçlü dizebilen oyuncu rakibinin bir taşını alır ve oyun dışı eder. Sadece üçlü sıra oluşturmuş taşlar alınamaz. Oyuncu rakip taşların hepsini alınca veya rakibin üçlü oluşturmuş taşlarını kendi taşlarıyla sıkıştırarak bağlarsa yani oynanamaz durumuna getirirse oyun biter.  Eğer iki tarafında üçer veya daha fazla üçleşmiş taşı kalırsa oyun pat olur. Bu oyunu daha çok büyükler oynar, en çok çobanlar tarafından
oynanırdı.


9) Gagicik:

 

Gagicik oyununu genellikle çok küçük çocuklar oynar. Bir sıra olan çocuklar bir birinin eteğine tutunarak “gagi, gagi, gak” seslerini çıkararak dönerler. Sanırım bu oyunda kargalar taklit edilir.

 

10) Gazıkçık(kazıkçık):

 

Bu oyun iki veya en çok üç çocuk arasında oynanır.  Oyuncular ucunu sivrilttikleri kazıkları çizdikleri bir dairenin içine hızla vurarak çakarlar. Diğer oyuncu kendi kazığıyla bir önceki oyuncunun çaktığı kazığı kendi kazığıyla vurarak yıkmaya çalışır.

 

11) Gobacık:

 

Bu oyunda bir yalak(çukur) açılır ve bir ebe seçilir. Oyuncular ellerindeki sopalarla yuvarlak gobağı (bir yuvarlak taşı) yalak(çukur)a sokmak için uğraşır. Ebe ise engellemek için uğraşır. Çocukluğumun ilk döneminde (1960 yılları) oynanan bu oyun sonraki yıllarda oynanmamıştır. Bu oyun bu günkü golf oyunu gibidir.

 

12) İlicik:

 

Bu oyunda bir yalak(çukur) açılır ve oyuncular iliklerini(düğme) sırayla yalağa doğru atarak oyuna başlayacak ilk oyuncuyu belirlerler. İlk oyuncu iliği(düğme) çukura sokmak için işaret parmağıyla iter. İlik çukura girmişse iliği kazanır. Oyun böyle devam eder.

 

13) İp atlama:

 

İp atlama oyunu tek kişi ve ya çoklu olarak genellikle kız çocuklar tarafından oynanır. Tek kişilik oyunda uzunca bir ip iki ucundan tutulduktan sonra dirsekler kırılarak eller omuz hizasında kaldırılır ve ip öne doğru çevrilerek yere değdiği anda üzerinden zıplanır. Çok kişilik oyunda iki kişi uzunca bir ipi uçlarından tutarak çevirir. Oyuncular sırayla tektek veya ikişer ikişer ipten atlarlar. İpe değen veya atlayamayan çocuk ipi tutar.

 

14) Kalecik:

Belirli bir aralıkla karşılıklı olarak kale adı verilen büyükçe üçer taş dikilir. Oyuna ilk başlayacak olanı belirlemek için genellikle bir sopa veya nacak sapını avuçlayarak tutarlar ve ya çöp çekerler. Sırayla bu kalelere taş atarak yıkmaya çalışılır. Tüm kaleleri ilk yıkan oyuncu oyunu kazanır. Oyunun bitiminde kaybeden oyuncu kazanan oyuncuyu kaleler arasındaki mesafede sırtında taşır.

 

15) Kibrit oyunu:

 

Oyun bir adet kibrit ile oynanır. Oyunun başında kaç el oynanacağı belirlenir. Kibritin ön yüzü bir, arka yüzü sıfır, kaymakam olarak adlandırılan genişlemesine yan yüzü beş, vali olarak adlandırılan dikey yüzü ise on puan olarak kabul edilir.  Sıra ile kibritin bir köşesine başparmağın ucuyla vurularak kibrit havalandırılır. Kibritin yere düşmesiyle üste gelen yüzün puanları sayılır. Kibritin arka yüzü üste geldiğinde sıra diğer oyuncuya geçer ve oyunun sonunda kazanılan puanlar hesaplanır. Genelde kahvelerde çayına veya kahvesine oynanır.  

 

16) Lopkacık:

 

İki kişi ve ya üç kişi tarafından oynanır. Oyuncular dokuzar taştan oluşan iki veya üç küme taş toplarlar. Taşlar bir daire şeklinde küme küme dizilir. Oyuna başlayacak oyuncu kümenin birini yerinde tek taş kalacak şekilde eline alır ve diğer kümelere dağıtır. Taşların bittiği küme daha önce oynanmışsa ve bu kümede çift taş oluşursa o taşları alarak oyun dışına çıkarır. Dağıtılan taşların bittiği yerde tek taş oluşursa o taşları alamaz. Ayrıca rakibin kümesinin bulunduğu yerde hiç taş yoksa oyuncu oraya taş koymayabilir ve “mış” aldım diyerek elindeki taşı ayırır. Oyunun sonunda en çok taş toplayan oyuncu oyunu kazanmış olur.

 

17) Menekşe:

Bir takım oyunu ve genellikle kızlar tarafından oynanan menekşe oyunu en az 4-5 kişiyle oynanır. Oyuncular iki gruba ayrılırlar ve gruplardan birinin oyuncuları “menekşe, mendilim köşe köşe, bizden siz kim düşe?” diye bağırırlar.

Karşı grup,  “menekşe, mendilim köşe köşe, sizden bize Fatma düşê” diye bir isim verir.  İsmi anılan oyuncu karşı gruba geçmek için hareket edince gruptaki bir oyuncu onu daha önce çizilmiş bir çizgiye kadar kovalayarak yakalamaya çalışır. Eğer yakalayabilirse yakaladığı kişiyi takımına geri getirir, yakalayamazsa karşı takıma dâhil olur. Bu oyun takımlardan birinde bir kişi kalana dek sürer.

 

18) Türkmencik:

 

Bu oyun çellik oyunundaki gibi 50-60 cm. lik bir sopayla ve 20-25 cm. lik iki ucu sivriltilmiş bir “türkmen” ile oynanır.  Bu oyun genellikle iki kişi arasında oynanır. Oyuna ilk önce kimin başlayacağını belirlemek için çöp çekilerek seçim yapılır.  Seçimi kazanan oyuncu oyuna başlamak için önceden belirlenen yer/çizgide toprağa diktiği “türkmeni” elindeki sopayla vurarak en uzak mesafeye göndermeye çalışır.  

 

19) Uzuneşek:

 

Uzuneşek, oldukça zor ve erkek çocukların oynadığı bir oyundur. Genelde okulda oynadığımız bir oyundu.

Oyuncular iki gruba ayrıldıktan sonra hangi grubun yatacağına, hangi grubun atlayacağına karar verilir. Yatacak takımın ilk baştaki oyuncusu eğilerek kafasını ellerini arasına alır. Arkadakiler de bir öncekinin bacakların arasına kafasını sokarak eğilir. Atlayan oyuncular atlarken “uzuneşek, gaba döşşek” diye bağırırlar. Atlayan oyuncu eşeğin üzerinde bir yere tutunamaz, ayaklarını dolayamazlar ve yere değemez. Kurallara aykırı hareket edildiği takdirde alta geçerler.

Uzuneşeğin çökmesi durumunda eşek gurubu altta kalmaya devam eder. Eğer tüm grup elemanları başarılı bir şekilde eşeğe binmişse atlayanların en önündeki kişi “tek mi çift mi” deyip parmaklarıyla bir rakam gösterir, alttaki gurubun başı tahmin ederse gruplar yer değiştirirler.

 

20) Üçtaş(bulüm):

 

Oyun iki kişiyle oynanır. Oyun alanı dokuztaş oyununda olduğunun benzeri bir şekilde iç içe iki kare çizilir ve kareler orta yerlerinden bir çizgiyle birleştirilir. Oyun alanında dış ve iç karelerde sekizer noktadan, toplam on iki nokta oluşur.  Oyuncular belirlenen sırayla taşları belli noktalara koyup “bulüm” üçlü sıra oluşturmaya ve rakibin bulüm yapmasına engel olmaya çalışırlar. Bulüm (bölüm olmalı!) yapan ilk oyuncu rakibin bir taşını alır ve oyun sona erer. Dokuztaş(tokurcun) oyununun basit bir biçimidir ve oyun iyi oynandığında genellikle pat olarak(berabere) biter.

 

21) Yumulkacık(körebe): 

 

Ebe olan oyuncu gözlerini kapar ve belirlenen sayıya kadar sayar. İlk gördüğü oyuncuyu sobe diyerek başlangıç noktasına döner ve yere tükürerek oyundan çıkarır(eler).

Yumulkacıkkörebe) oyunu, kalabalık olarak oynanır. Önce ebe belirlenir ve ebe gözlerini yumar(kapatır). Diğer oyuncular kaçarak saklanır, ebe onları saklandıkları yerde arayarak bulur ve “yandın” der ve oyunun başladığı noktaya tükürür. Oyun tüm oyuncuların bulunmasına dek devam eder.

 

22) Yüzük oyunu:

 

Goz oyunu da denen bu oyun ceviz kabuklarının altına saklanan yüzük veya demir para vb. şeylerle oynanır. Ceviz kabuğunun altına saklanan şeyi oyuncu bulmaya çalışır. Genelde gençlerin ve eskisen orta odada yaşlılar tarafından oynanan bir oyundur.

 

23) Çöp saklama:

 

Kumda oynanan bir oyundur. Oyuncu kumu dört-beş parmak kalınlığında toplayarak ortalama üç karış uzunluğunda bir yükselti oluşturur. Sol eliyle tutuğu  5 cm. uzunluğundaki çöpü (küçük bir dal parçası veya kibrit çöpü) kumun içinde herhangi bir yere saklar. Sol elini kumun içinde gezdirirken sağ eliyle de sol elinin ardındaki oluşan boşluğu kumlarla örter. Çöpü özenle saklayıp bıraktığı yeri rakibine hissettirmemesi gereklidir. Arama sırasında olan oyuncu iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek çöpü tahmin ettiği alana kapatır. Çöpü bulursa saklama sırası ona geçer.

 

 

 

 
Şirinam PDF Yazdır e-Posta
Mustafa Önder tarafından yazıldı.   
Perşembe, 05 Ağustos 2010 17:17

Karanfil oylum oylum, şirinam

Geliyor selvi boylum, şirinam

Selvi boylum gelirken, şirinam

Şen olur benim göynüm, şirinam

Hop şirinam şirinam

Nay nirinam

Karanfil kurutmadım, şirinam

Yar seni unutmadım, şirinam

Gönder yârim resmini, şirinam

Doya doya bakayım, şirinam

Hop şirinam şirinam

Nay nirinam

Karanfili ekmeli, şirinam

Köküne su dökmeli, şirinam

Güzel olan kızları, şirinam

Yanağımdan öpmeli, şirinam

Hop şirinam şirinam

Nay nirinam

Karanfilim ak açar, şirinam

Açınca yere saçar, şirinam

Sevdiğine gitmeyen, şirinam

Dünyası kara geçer, şirinam

Hop şirinam şirinam

Nay nirinam

Karanfil oymak oymak, şirinam

Olurmu yâre doymak, şirinam

Yaqre doydum diyenin, şirinam

Caizdir boynun vurmak, nirinam

Hop şirinam şirinam

Nay nirinam

Karanfilim budama, şirinam

Sefa geldin odama, şirinam

Çoban isen geç otur, şirinam

Memur koymam odama, şirinam

Hop şirinam şirinam

Nay nirinam

Zekiye Can (Küçük)


Gelin Türküsü:

 

Geline bak geline

Kına vurmuş eline

Geline bak geline

Kına vurmuş eline

Güve kına yollamış

Gelinin ellerine

Gelinin ellerine


Biga’nın pazarında

Alacağım gelini

Biga’nın pazarında

Alacağım gelini

Hiç ağlama gelin gız

Bu da Allah emiri

Bu da Allah emiri


Başımdaki çemberi

Ne bağlamayım

Başımdaki çemberi

Ne bağlamayım

Annemden ayırıyorlar

Ne ağlamayayım

Ne ağlamayayım


Enterimin gülleri

Hepisi başka başka

Hepisi başka başka

Bakma bana be oğlan

Benim sevdiğim başka

Benim sevdiğim başka


Gide gide

Gidemez oldum

Ağlamaktan Mıstava

Göremez oldum

Göremez oldum

Başımdaki çemberi

Ne bağlamayım

Yârimden ayırdılar beni

Ne ağlamayım

Ne ağlamayım


Minder olsun sana

Mezarımın taşı

Mezarımın taşı

Yârim gitti gideli

Dinmez gözümün yaşı

Dinmez gözümün yaşı


Ayva yolla nar yolla

Ayva yolla nar yolla

Yürek yandı kar yolla

Kar yolla

Kar yolla

Denizin derinine

Gittim yar kara kara

Elime çıktı yara

Yârim beni ararsan

Kordon boyunda ara

Kordon boyunda ara

Şadiye Akçay (Kahraman)

 


Son Güncelleme: Perşembe, 05 Ağustos 2010 17:24
 
Bilmece Tekerleme PDF Yazdır e-Posta
Mustafa Önder tarafından yazıldı.   
Perşembe, 05 Ağustos 2010 16:56

Pişerse aş olur

Pişmezse kuş olur

(Yumurta)

***

Masal masal maniki

Tırnağı var on iki

Tırnağında beni var

Zurna kadar eni var.

(kaval)

***

Akarina makarina

Ben onu tutarina

Bacakları kısa mısa

Gözleri tombalisa

(Kirpi)

***

Dağdan gelir dak gibi

Kolları budak gibi

Eğilir bir su içer

Bağırır oğlak gibi

(Öküz Arabası)

***

Dağda tak tak (balta)

Suda şıp şıp (Balık)

Burma bıyıklı (Tavşan)

Arşın bacaklı (Leylek)

***

Dağdan gelir

Taştan gelir

Yamalı kıçlı

Eniştem gelir

(Kablumbağa)

***

 

Min min minare

Dibi kenare

Yüz bin çiçek açmış

Nare nare

(Yıldız)

***

Tavanda takur tukur

Ben sandım nallı katır

(Şıçan)

***

Avuldan atladı

Öte tarafa yumurtladı

(Kabak)

***

Gökte uçar kanadı yok

Şekere benzer tadı yok

(Kar)

***

Alçacık fıçıcık

İçi dolu turşucuk

(Nohut)

***

Yarım kaşık

Duvarda yapışık

(Kulak)

***

Ben giderim o gider

Arkamda tin tin eder

(Gölge)

***

Ak tarlada siyah tohum

(Yazı)

***

Allah yapar yapısını

Demir açar kapısını

(Karpuz)

***

Bâlarsın gezer

Çözersin durur

(Çarık)

***

Beşkardeş beşi birden bir avul örer

(Beş tane örgü şişi)

***

Dört kardeş

Birbirini kovalar

Bir türlü yetişemez

(Araba tekerlekleri)

***

İki tepe arasında boğa bağırır

(Osuruk)

***

Biz biz biz idik

Otuz iki kız idik

İnci gibi dizildik

Kıran geldi kırıldık

Arpa yedik dirildik

(Dişler)

***

Mavi atlas

İğne batmaz

Makas kesmez

(Gökyüzü)

***

Kıllı ağzını açtı

Çıplak içine kaçtı

(Çorap)

***

Yeraltında yağlı kayış

(Yılan)

***

Dört kardeş bir kuyuya taş atar

(İnek memesi)

 

Yeraltında püsküllü dede

(Pırasa)

***

Elle tutulmaz

Gözle görülmez

(Rüzgâr)

***

Pazardan alınmaz

Mendile konmaz

Ondan tatlı şey olmaz

(Uyku)

***

Yedi delikli tokmak

Bunu bilemeyen ahmak

(İnsan başı)

***

Benim bir şeyim var

Para gibi iz yapar

(Baston)

Tekerlemeler:

 

İne mine dudu nine, karalan kaçalan, dalibana daliban bit.

  

***

  

Kim osurdu, bit osurdu. andavar davar, ne över ne köver. andaladı anda pişti, pancaladı panca pişti, götü şişti...  

(Bir kişi osurunca bu tekerleme söylenir ve en son kim işaret edilirse o kişi osurmuş sayılır)  

 

***

Pişti pişti balaban, götü şişti balaban, çıkarsan yalı börek, çıkmazsan kıllı çörek...  

(Söğüt vs. dalından düdük yapılırken, çakının sapı ile dala vurulurken söylenir)  

***

Gımbılı gıp, gırmızı ip, dağda domuz ölmüş, götü süvene dönmüş, kim benden önce konuşursa, gitsin o domuzun (vs. taşaklarını/leşini/bokunu vs.) yesin!  

(Bu tekerleme söylenerek susulur. Kim önce konuşursa onunla alay edilir)  

***

  

Üç deve gördüm

İkisine bindim

Ablama gittim

Ablam pilaf pişirmiş

İçine sıçan düşürmüş

Bu sıçanı napmalı

Minareden atmalı

Minarede bir kuş var

Kanadında gümüş var

Eniştemin cebinde  

Türlü türlü emiş var

  

****

  

Yerde ne var

Yer boncuk

Gökte ne var  

Gök boncuk

Annenin adı ne

Fatmacık

Kaldır beni hoppacık

Hop

 

***

Komşu komşu hu(köse köse hu)

Oğlun geldi mi?

Geldi geldi

Ne getirdi

İncik boncuk

Kime kime

Sana bana

Başka kime

Kara kediye

Kara kedi nerede

Ağaca çıktı

Ağaç nerede

Balta kesti

Balta nerede

Suya düştü

Su nerede

İnek içti

İnek nerede

Dağa kaçtı

Dağ nerede

Yandı bitti kül oldu

 

***

Gugu gugu gugukçuk

Ne yersin

Buğdaycık

Kim verdi

Kadıncık

***

 

Evli evine

Köylü köyüne

Kimin evi yoksa

Sıçan deliğine

(Akşam olunca çocuklar evlerine dağılırken söylenirdi)

***

Teknede hamur

Bahçede çamur

Ver allahım ver

Sicim gibi yağmur

 

***

Yağmur yağıyor

Seller akıyor

Arap kızı

Camdan bakıyor

(Yağmur yağarken söylenirdi)

***

Subhaneke

Torba dike

Üzüm koya

Yolda yiye

Bizim deve

Gelmez eve

Vur topuzu

Gelsin eve

(Çocuklar, “sübhaneke” duası yerine söylerlerdi)

***

Leylek leylek havada

Yumurtası tavada

(Çocuklar leyleği görünce söylerler)

 

***

Karatavuk ne arar

Yumurtasını arar.

Gıt gıt gıdak

Gıt gıt gıdak

Yumurtam sıcak

Yumurtam sıcak

İnanmazsan gel de bak

(Tavuk yumurtlarken bağırınca söylenirdi)

 

***

Valla

Başın girsin

Kiyleli holla

 

***

Başparmak: Acıktım, demiş

İşaretparmağı: Ne yiyelim, demiş

Orta parmak: Allahın verdiğini yiyelim, demiş

Yüksük parmağı: Çalalım, demiş

Küçük parmak: Diyverecem, demiş

Yüksük parmağı, küçük parmağa: Aha Yarabbi kuşağımdan yukarı büyüme diye beddua etmiş. O günden sonra küçük parmak büyümemiş.

 

***

 

Mart ayı dert ayı

Baa bir çuval saman ver

Aziz dayı

 

***

 

Ahmedi medi

Kuyruklu kedi

Bir sıçan tuttu

Yalamadan yuttu

 

***

Mustafa mıstık

Arabaya kıstık

Pipisini kestik

Üç mum yaktık

Cümbüşüne(seyrine) baktık

***

Ve ya,

Mustafa mıstık

Arabaya kıstık

Pipisini kestik

Alladık pulladık

Gelin kıza yolladık

***

Ayşe,

Memeleri kaşe

 

***

Açan açan denilice: Açan, açan, gaçan gara sıçan.

 

***

Masal masal mas gibi

Kaynananın … tas gibi

 

 

Son Güncelleme: Salı, 04 Ocak 2011 08:29
 
Masallar PDF Yazdır e-Posta
Mustafa Önder tarafından yazıldı.   
Perşembe, 05 Ağustos 2010 16:37

 

Âşık Garip

Bi çocuk nişanlıymış, askere gitmiş. Anne demiş, bak askere gidiyom demiş, ben gelemesem demiş, ya sazımınn teli kopacak demiş, ya hayvanım kişneyecek. Bide gardaşı varımış. Böyün yarın, gız gardaşı hayvanı(at) suya götümüş. Askere giden çocuynda yavuklusu galmış, lişanlı.

O zaman, o gız gardaşı hayvanı şeye götüroru. Kilse demezmişle, başka türlü su deemişle o çeşmeye. Anaa, hayvan su içtiyne, hayvan bi kişneme kişnemiş, karşıya dooru. Sus be gurtla paralayısı demiş, saabın mı öldü de kişnesun. Anaa, o hayvanna orda durukan, asker dayanor, o gız gardaşın yanına. Asker ama gız gardaşı nerde tanıycak. Beş senede mi dönmüş, taa mı çok? O zaman, a gız kardeş demiş ona, işte hoş beş itmiş, vaamı sizin demiş başkalıynız demiş. Bu akşam size misafir galayın demiş. Anneme sorayn bakalım. Annene sor demiş ama yokusa başkalıynız... Annene sor demişte söyle, baa diyve. Şindi varor gız gardaşı deor ki: Anne hayvan su içti, filan yere doru kişnedi. Ordan bi hasker geldi, been yanıma.

Hasker deor ki, kız kardeş söyle annene başkalıynız vaamı, yok mu? beni misafir alın. Aa, annesi gene, gelsin gelsin gelsin, hoş geldin, sefa geldin; yok başkalıymız. Ama ara yere bi sergi geriz, çul geriz, demiş. O zaman, şimdi bunna yiyorla içorla. Anası tabi hoşbeş, ana da tanımoru. Şindi bunna emek yimiş, doyurmuş garnını. Lişanlıyı bu akşam verorla başkasına. Lişanlısını, şindi deor ki çocuk, tiyze tiyze deoru, bak deoru benim için deoru düğünden galmayın deoru. Ama annatmış, oolum demiş askere gitti, çocuym gelmedi, demiş. Kınasıyı demiş, kınaya gideceedik, demiş. Napalım pekledik pekledik, veriyola, demiş. Olsun be tiyze olsun, seenki de gelir, oda bulur, olsun.

Neyise, tiyze demiş, ben sizi şaşırmayayn, bende gideyn demiş. Ama bakalım demiş, ev sabına sorun, beni kabul idecekmi; düğün sabına. Bunna şindi çıkor, çocuyda çıkor. O zaman, gidorla şindi, gelinin şeyine... Herkes şindi avullukta, dönüp oturoru. Herkezde saz vaa; saz çalamışla. Herkez sazını çalmış çalmış, ana şindi gari saz galmadı. Şindi sororla yok mu başka saz. Yok mu başka saz, çalsın. Yok, yok, yok saz. Ama çocukta gurnaz, arada sırada sazı tıngırt tıngırt yapamış. Aa, va vaa, çıkarın bakam, vaa; ses geliyo. Çocuk çıkaror sazı. Gelini de başlayacakla kınalamaa. Şindi emen çocuk şindi demiş:

 

Kıldım ayler kıldım beyler kıldım da geldim

Hızırın atına bindim de geldim

Mevlam kanar verdi uçtum da geldim

Saba namazını askerlik yaptıyım yerde kıldım

Ülen namazını bilmem hangi kilise çeşmesinde gıldım

İlkinti namazını bilmem nerde gıldım

Aşşam namazını kendi konayımda gıldım

 

Hemen gız ellerini silmiş, kınalarını... Hemen gız ellerini silmiş, çıkmış:

 

Söyle âşık karibim söyle demiş, sözünden bildim

Elimden ayağımdan demiş kınamı sildim

 

Hemen o çoca kınalorla gızı, o da yavuklusunu alor.

 

Bu masal burcukta bitoor.

Anlatıcı: Gülzade Uslu(Önder)

Karaçalı

Şindi, biri gene, bi çocuk gene, bi gıza çok meraklıymış. O gızda ona meraklı. Şindi bu çocuk deor ki, eveli hayvannara, arabalara, mesela atlaa varımış. Bindirecesin gelini götürecesin. O zaman, şindi o zaman, gelmiş, bindirmişle gızı, gelini o hayvana; hayvan tepişmor. Ona bindirorla, buna bindirorla, gitmor. Arabalara koşorla, bindirorla şey yaporla, hiç gitmek yok. Yav demişle bi insanın atı galdı, bi de onu demişle şeyapalım. Şindi, o çoca, öyle duva etmiş çocuk. Been atımdan başka o gızı bişey götümesin. Deorla, bi at kaldı bak, gidelim de bi de o çocaa söyleylim getisin. Gideorla o çoca, deorla ki, seen at galdı bak, her şey yaptık, bi şey tepişmor; gelini götüremor bişey. Deor ki, ben atı getireyn, gelini bindireyn, ama ben atımı, yanda kendim giderin. Yabancı insandan ürkee been at. O zaman geleoru, bindirorla gelini, at yürüyor; başlor yürümee. Deorki çocuk, siz önden ilerleyin, been at ürkee, gelin düşee. İyy, bunna şindi önden gideor. Bi tepeden aşor alay; onna geriden ikisi. Şindi çocuk deorki:

 

Kara kazan kaynar mı?

Kaynayıp ta taşar mı?

Eğil acık öpeyim

Yol buradan aşmaz mı?

 

O zaman gızda deor ki:

 

Ak kazan kaynamaz mı?

Kaynayıp ta taşmaz mı?

Gel yârim kavuşalım

Ayrılan kavuşmaz mı?

 

Öyle demiş. Orda bunna bi toplaşorla. Attan bi inor zey, ana alay bi geri dönor, gelinle çocuk yumak sumak galmış. Bunna gene bindirorla, o zaman. Şindi, bindirorla eve götürorla. Varorla eve indirorla gelini. O bide topal gız görümcesi varımış. O aşşam, saba oloru. Deorla ki, şindi o gıza, götüü ingeni de bayçala da gezdir. Şindi çıkaroru o topal gız, zeytinne götüroru. Bi de bakor o çocuk, karşıkı yakada o gelin, o sevgilisi. O hayvandan inipte toplaşan, karşıkı yakaya gelmiş. Haydi, bakalım gelin zıbır zıbır zıbır dereden karşıya o çocuyn yanına. Topal gız dönor köye, deorki, ingem gitti o çocaa. Geçti dereden gitti, ingem yok.

Bi alay asker toplanmış, gelorla geline. Ana, çocuk yatmış gelinin gucana, bi yerde. Bunna şindi, ikisi, ana, gelin başlamış ağlama; alayı görmüş, ukadan geleor, alay. Çocuyn haberi yok, çocuk yator dizinde. Deor ki, neyçin ağlosun? Gözyaşı damlamış, hemen kalkmış. Neyçin ağlosun? şindi bu geline. Neyçin ağlamayayn demiş, bi alay asker geloor ukadan, demiş. Şindi seenne bizi ayıracakla, demiş. Öylemi, öyle, hemen çocuk kalkor, pıçaa garnına... Hemen gızda aloor pıçaa, o da garnına; kalıplanor ikisi oray. Geleor topal gızda o askerlelen, Topal gızda geleor. Deorla ki, bunna ikisi böyle sevişirmiş te sen neye köye gelipte bize şikaet edeosun, diyverosun. Topal gızıda orda, onu da... Neyise, yaporla ikisinin arasına onu gömorla. Şindi o gelinle çocuyn ikisinin de gül pitemiş. Yanaşırmış o gülle tebile, gocaman gocaman. Gara tiken bi hızlanırmış, bi pitemiş orta yerden. Güllee toplaşmadan tiken ayırımış onnarı.

 

Burda bu masalcıyımda pitorr ool.

Anlatıcı: Gülzade Uslu(Önder)

Ne Darzalosun?

Şindi, gız bırantıymış. Analıynda gızı varımış. Gızda bırantıymış. Şindi, bide diymen varımış; diymen de sahıplıymış. Şindi, diymene yollamışla, o bırantı gızı. Şindi, aşşam olmuş; bayaa bi vakıt olmuş. El daranda gız sümek daror, büyle daror. Gelor biri, tık tık kapıya, deor ki;

-Ne darzolosun?

-Darza darzolorun, demiş.

Gene tekrarlamış, gene öyle demiş.

-Napacasın demiş, darzolosun da.

-Saa gömlek, ba don, demiş.

Tekrar gene söylemiş, gene demiş o zaman, sa don ba gömlek, gene diişik söylemiş. Bırantı ya, diymene yollamışla, un üdecek. Şindi o gız, aklına gelmiş, duymuşa saaplı. Öyle dediyne, onna herşey getirmişle, ya o gıza; sandıklala herşey. Ana, o gidoru, ona soran, söyleyen. Getiror çantalalan, bavullalan, herşey getiror. O zaman, tabi o zaman annamış. Horozun kıçını türtüvemiş, horoz kinkuruku ötöru. Açan bakor gız, biyerde bişey yok. Horozu elleyince horoz ötor, gaybolor. Sabaa olor, gız gelor eve. Ana, bi de gelor. Ay, adam, bu laneti yolladık saaplı dama da; ana, bu geldiye… Baksana bişey olmamış. Her yanı altın gelmiş, valla.

O zaman, demişle, bak ne zenginlik, ne şey vemişle. Bizimkiyi de yollayalım bu aşşam. O da alsında, gitsinde, bak adam, her şeyle geldi; bişey olmamış. Yollayalım be adam. Onu da yollorla gene aynı. O saap, o şeyi söyleyen, gene geloru. O darzolor, oda. Deor ki;

-Ne darzolosun?

-Neyise darzolorun, saa ilazım mı?

Ta bi kere soror: Ne darzolosun? Neyise darzolorun, saa ilazımmı? Giriverora kapıdan, parçacık parçacık yaporu, ator, her biyere diymenin. Saba olor, gızı peklorla peklorla, yok. Bi gidorla, gız paramparça. Her yanı parçalanmış.

Anlatıcı: Gülzade Uslu(Önder)

Nene ile Dede

Nenenin evi sazdan, dedenin evi tuzdanmış. Nene gitmiş, dededen tuz istemiş. Dede vermemiş. Nene, aha yarabbi, çok rahmet yağsında evin erisin, diye duva etmiş. Rahmet yağmış ve dedenin evi erimiş.

Dede evsiz kalınca, gitmiş nenenin evine, kapıyı çalmış. Nene seslenmiş içerden, kim o? Dede, benim demiş, dışarıda kaldım, beni kapıcıynın arkasına alsana. Nene dedeye acımış, gel be gara bokumu yiyesice demiş.

Dede, kapının ardında da üşümüş. Beni ateştepeye alsana, demiş. Nene acımış gene, gel be gara bokumu yiyesice demiş. Akşam olmuş nene sofrayı kurmuş, yemek yemeğe başlamış. Garnı acıkan dede, beni sofracıyna alsana demiş. Nene gel be gara bokumu yiyesice, demiş. Dede karnını doyurmuş. Gece olmuş nene yatmış. Uykusu gelen dede, neneye beni yatağına alsana demiş. Nene de gel be gara bokumu yiyesice demiş.

 

Bu masal, Mustafa Önder(1954) tarafından, Mustafa Önder(1927)’den derlenmiştir.

 

Son Güncelleme: Perşembe, 05 Ağustos 2010 16:37
 
Yemekler PDF Yazdır e-Posta
Mustafa Önder tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 04 Ağustos 2010 12:54

 

 

Karadağ/Yemekler

· Tarhana

· Kaşe

· Goyu kaşe

· Göce

· Manca

· Kesme

· Kuskus

· Kaçamak

· Golaç

· Bazlama

· Gödek

· Omaç

· Papara

· Obertnik

· Kabak Böreği

· Tigalnik

· Çevirme

· Kapama

· Rasul

· Ahlât Turşusu

· Höşmelin

· Gortmaç

Tarana (Tarhana):

Malzemeler:

Un, hamur mayası, yoğurt, süt, tuz

Maya, yoğurt, süt, tuz, un ile karıştırılarak hamur haline getirilir. Bir-kaç gün bekletildikten sonra küçük parçalar haline getirilerek kurutulur. Kuruyan hamur parçaları elle ufalanır ve kalburla elenir. Elenen tarhana tekrar birkaç gün kurutulur.

Pişirilişi:

Tencereye bir miktar su ve suya göre bir miktar tarhana atılarak sürekli karıştırılır. Piştikten sonra, tigane de kızartılan doğranmış soğan ile sadeyağ, çorbanın içine dökülerek katıklanır.

Kaşe (Un Çorbası):

Malzemeler: Un, su ve tuz

Bir miktar suya yeteri kadar un katılır ve karıştırılarak eritilir. Piştikten sonra sadeyağ ve soğan kavrularak katıklanır.

Koyu Kaşe:

Malzemeler: Un, su ve tuz

Bir miktar suya yeteri kadar un katılır ve karıştırılarak eritilir. Piştikten sonra tavaya dökülür ve bir kaşıkla tavaya yayılarak üstü süslenir ve sadeyağ ve soğan kavrularak katıklanır.

Tava Kaçamağı:

Malzemeler: Mısır unu, süt, yağ, su, kırmızıbiber, tuz.

Su kapta kaynamaya devam ederken mısır unu yavaş yavaş dökülür ve okla (oklava) ile karıştırılmaya başlanır. Hamur halini alan Mısır ununun oklavaya yapışmaz olunca kaçamağın pişirildiği anlaşılır. ve tepsiye dökülerek üzeri düzlenir. Bir tavada yağ ve kırmızıbiber kızartılır üzerine süt eklenerek kaynatılır. Kaynayan süt kaçamağın üzerine dökülür ve servis yapılır.

Omaç:

Çocuğun doğumunun üçüncü günü yapılır.

Malzemeler: Mısır çöreği, yağ, şerbet

Önceden yapılmış olan mısır çöreği doğranır. Üzerine yağ ve şerbet ilave edilerek karıştırılır ve üstü kapatılarak bekletilir.

Golaç:

Malzemeler:

Buğday unu, yumurta, soda ve tuz

Un sıcak/ılık su işle karıştırılarak sıvı hamur haline getirilir. Hamura soda ve yumurta katılır ve karıştırılır ve hamur kabarınca tikla denilen toprak kap veya sac kızınca yağlanır. Sıvı hamur kızgın kabın üzerine kepçe ile dökülerek kızarması beklenir. Golaçın altı kızarınca ısran denilen sac ile çevrilir üstüde pişirilir. Pişince sadeyağ veya don yağı ile yağlanır ve servis yapılır. Golaç ateşten çıkarılır çıkarılmaz sıcak iken yenmelidir.

Papara:
Kuru ekmekler kuşbaşı olarak doğranır. Bir tencerede soğan ve yağ ile kavrulur. Su ilave edilerek kaynatılır. Ateşten alınmaya yakın içine 1–2 yumurta kırılarak karıştırılır. Hazırlanan soğanlı, yumurtalı, su, kuşbaşı ekmeklerin üzerine dökülür. Süslemek amacı ile tereyağından kırmızıbiber kızartılarak üzerine dökülür. Servise hazır hale gelmiştir.

Göce:

Malzemeler: Kırılmış mısır, fasulye, nohut, kavurma

Kırılmış mısır kaynatılır. İçine fasulye, nohut, kavurma ilave edilir.

Kabuğu soyulmuş buğdayın değirmen veya bulgur taşından çok ince öğütülmüş haline göce denir. Göce az miktarda suda kaynatılarak pişirilir. İçine süt ilave edilir. Biraz daha kaynatılarak boza kıvamına gelince ateşten indirilir. Servis tabağına alınır. Üzeri kızgın tereyağı katılmış kırmızıbiberle süslenebilir.

Gortmaç:

Malzemeler: Yeni buzağılamış inek veya koyun/keçi sütünden (ağız) 2 litre, yarım kilo şeker.

Yapılışı: Süt yarım saat kadar pişirilir, şeker eklenerek on dakika daha karıştırılarak pişirilir. Soğuyunca servis yapılır.

Kabak Tatlısı:

Dilimlere kesilen kabaklar bir tepsiye dizilir, üzerine su konur, ateş üzerinde hafifçe yumuşatılır. Sonra şeker katılır. Şurubu koyulaşıncaya kadar pişirilir. Üzerine dövülmüş ceviz veya badem ekilir.

Son Güncelleme: Çarşamba, 04 Ağustos 2010 12:54
 


Cheap tickets