Dünya Dönseydi Eğer... PDF Yazdır e-Posta
Mustafa Önder tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 22 Eylül 2010 07:05

Köy kahvesinin bir ucunda Kara İsmail, diğer ucunda Niyazi usta. Tartışma konusu; dünyanın dönüşü...

Niyazi usta, köyümüzün marangozudur. 1950-60’lı yıllarda gençtir ve köyde her gencin olduğu gibi demokrat partilidir. 27 Mayıs “inkılâbında” o da “isyancıların” arasındadır ve gençlerin "takıldığı" Halil'in kahvesinin camına “genlik birliği” yazdığı hâlâ anlatılır. 1970’li yıllarda sola yakındır. Sözün tam anlamıyla demokrat yapıda bir kişidir. İşini keyifle yapar; kafasına göre küçük çaplı işler... Köyün aydınlarından sayılır. Az konuşur, güzel laflar eder; boşa konuştuğu görülmemiştir pek... O günlerde orta yaşta.

Kara İsmail, köyün ilk ve tek hacısı. Uzun boylu, esmer, inatçı ve küfürbaz; bilinen dindarlardan değil. “Hacılıktan” geldiği ilk günlerde köy meydanında torununa ettiği usturuplu küfür herkesin dilindedir. Sesi oldukça gürdür, ulu orta lafa girer... İki kişi konuşuyorlardır; birisi gerçekleşmesi güç şeyler istemektedir. Bunu duyan Hacı İsmail Aga, hemen söze girer ve meşhur sözünü patlatır: 

“Nerdeymiş öyle, hem uzun hem kalın... Ben bulsam öyle bir şeyi, kendi dötüme sokacâm!”

Biz konumuza dönelim. Niyazi usta, dünyanın döndüğünü iddia etmektedir. Galile’den vs. örnekler verir. Kara İsmail ise dünyanın dönmediğinden dem vurur. Uzun bir münakaşanın sonunda sıkılır ve Niyazi ustaya verdiği örnekle konuyu kapatmaya çalışır.

“Ne zaman, mezarlığa doğru bakan evimin kapısının, bir sabah uyandığımda Koca Bayıra doğru döndüğünü görürsem, ancak o zaman dünyanın döndüğüne inanırım” diyerek sözü kestirip atar.

Niyazi ustanın “Be, İsmail Aga, o zaman dünya değil sadece senin ev dönmüş olur” sözü üzerine de:

“Niyazi, Niyazi! Dünyanın döndüğünü, bana askerde yüzbaşı kabul ettiremedi de sen mi ettireceksin?” diye gürler.

Kahvedeki bütün dinleyenler gülüşür. Böylece konu kapanır; dünya dönmüyordur. 

 
Cheap tickets